Okul Öncesi
İlkokul
Ortaokul
 Okul Öncesi     Eğitim-Öğretim   PDR   Yemek   Kayıt   Veli Gör. Saat.   Ücretler

  Eğitimin Önemi
  Eğitim Yaklaşımları
  Eğitim Modelimiz
  Eğitim-Öğretim Programları
  Zenginleştirilmiş Program
  İlkokul Oryantasyon Programı

 Okul Öncesinde Eğitim Yaklaşımları

Çeşitli ülkelerde farklı anlayışlar doğrultusunda oluşturulmuş ve günümüzde anaokulu eğitiminde kullanılan birçok program bulunmaktadır. Her programın farklı eğitim anlayışı, öğretmen yetiştirme sistemi, materyal seçimi ve sınıf düzeni vardır. Okullar, bu programlardan birini ya da birkaçını seçerek eğitim uygulamalarını gerçekleştirirler.

 High / Scope Yaklaşımı 

High/Scope eğitim yaklaşımı, bütün öğrencilere anlamlı ve gerçekçi eğitim deneyimleri yaşatma düşüncesini öne çıkaran gelişimsel bir çerçevedir. Okul öncesi ve ilköğretime yönelik, bilimsel araştırmalara dayalı bir eğitim sistemidir. High/Scope’un temel ilkesi 'etkin öğrenme'dir. 'Etkin öğrenme', öğrenme ortamı, günlük program, içerik, yetişkin-çocuk ilişkisi ve değerlendirme High/Scope ilköğretim eğitim yaklaşımının birbiriyle ilişkili altı öğesidir. Gelişimsel eğitim yaklaşımlarının temel öğesi olan etkin öğrenme, bu altı öğenin ortasında yer almaktadır ve bütün diğer öğelerin temelidir. Etkin öğrenmede çocuk; insanlar, nesneler, olaylar ve fikirlerle doğrudan ilişki kurar. Etkin Öğrenmeyi desteklemek için High/Scope okullarında çevre düzeni ve araç gereç önem kazanır. High/Scope sınıfları çocukların yaş ve ilgilerine göre değişik oyun ve ilgi alanlarına ayrılmış (Örn. fen, matematik, kitap, sanat ve evcilik köşeleri) ve tüm alanlar bol ve çeşitli araç gereçlerle donatılmıştır. High/Scope sisteminde tutarlı bir günlük program uygulanır ve çocukların programı takip edebilmesi sağlanır. Günlük program, özellikle anaokulunda/ana sınıfında küçük ve büyük grup zamanları ve çocuk tarafından başlatılanlar öğretmenin başlattığı etkinlikler açısından dengeli olmalıdır. Günlük programın en önemli etkinliği 'Planla- Yap- Hatırla' zamanıdır. Her çocuğun ne yapacağını planladığı, uyguladığı ve sonradan da deneyimlerini arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı bu süreç; öğretmenin öğrencisinin gelişimini izlediği, değerlendirme ve planlama açısından çok önemli bir saattir.

 Reggio Emilia Yaklaşımı 

Farklı alanlardan birçok bilim insanının Reggio Emilia yaklaşımına katkısı olmuştur. Bunların arasında en önemlileri Bruno Ciari, John Dewey, Jean Piaget, Lev Vygotsky’dir. Bu bilim insanları Reggio Emilia teorisyenleri yaklaşımı yapılandırırken Piaget’in bilişsel ve ahlak gelişimi aşamalarından yararlanmışlardır. Bruno Ciari, İtalya’da 1950’li yıllarda başlayan 'işbirlikli öğrenme' hareketinin öncüsüdür. Okulların, çocukların enerjilerini cömertçe kullanabilecekleri nitelikte olması gerektiğini, bunun çocukların gelişimleri açısından önemli olduğunu belirtmiştir John Dewey,okullarda proje tabanlı öğrenme uygulamalarının gerektiğini savunmuş ve eğitim, öğretim etkinliklerinin aktif ve geliştirici olması gerektiğini, çocukların demokratik bir ortamda eğitim almalarının onların her alandaki gelişimleri açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. Lev Vygotsky, çocukların öğrenme projelerine yetişkinlerin de aktif olarak katılımcı olduğu bir eğitim ortamının gerekliliğini, çocukların sosyal ortamlarda daha sağlıklı öğrenebileceğini örneğin partnerlerinin de bilgileriyle öğrenmelerinin güçlenip gelişeceğini savunmuştur. Bu görüşlerden hareketle Reggio Emilia yaklaşımının temel görüşleri ortaya çıkmıştır.

 Montessori Yaklaşımı

Montessori felsefesinin temeli; çocuğun ileride olacağı kişiyi, potansiyel olarak içinde taşıdığı düşüncesidir. Her çocuk, kendine özgü bir gelişime sahip bireysel bir kişiliktir. Çocuğun bedensel, entelektüel ve duygusal potansiyeline tam anlamıyla ulaşması için özgürlüğe ihtiyacı vardır. Ama bu özgürlük, düzen ve öz disiplin yoluyla erişilecek bir özgürlük olmalıdır Montessori yaklaşımına göre çocuk; içi yetişkinler tarafından doldurulacak boş bir kâse değildir. 'Konsantre olabilme ve uzun süre yoğunlaşabilme, irade disiplini ve olumlu sosyal davranış, öğrenme hevesi ve düzenli düşünme, hissetme ve hareket etme' özelliklerine sahiptir. Montessori’nin eğitim yaklaşımında çocuğun beş duyusunun eğitimi yoluyla aşamalı öğretim amaçlanmaktadır. Bir Montessori sınıfında, 'evcilik' anlayışı yerine, her davranışın gerektirdiği gerçek materyallerle ‘çalışmak’ ön plandadır. Çocuklar oynarken (aslında çalışırken) sınıf düzeninden ve malzemelerin korunmasından da sorumludurlar

 Çocuk Zeka Kuramı

Prof. Dr. Howard Gardner 1983’te ortaya attığı 2Çoklu Zekâ Kuramı'na göre zekânın sekiz türü vardır. Zekâ tek değildir, çok yönlüdür. Her birey dinamik zekânın eşsiz bir karışımıdır. Zekânın gelişimi gerek bireysel, gerekse bireyler arasında çeşitlilik gösterir. Her birey çok yönlü zekâyı tanıma ve geliştirme olanaklarına sahiptir. Zekâların her biri diğerinin artırılması için kullanılabilir. Geçmişteki kişisel yaşantıların yoğunluğu ve ayrışması, tüm zekâlarda bilgi, inançlar ve beceriler için ölçüdür. Tüm zekâlar, yaş ya da çevre farkı gözetmeksizin, daha gelişmiş bir insan olmaya, farklı kaynaklar ve potansiyel kapasiteler sağlar. Tek bir zekâ alanı varlığı çok seyrek görülür. Çok yönlü zekâ hakkında bilgilerimiz arttıkça tüm zekâ listeleri değişmeye adaydır. 'Çoklu Zekâ Kuram'ı eğitime uygulanırken dikkat edilmesi gereken prensipler: Zekâ öğretilebilir. Her insanın güçlü zekâları vardır.Her insanın zayıf zekâları vardır. Zayıflıklar güçlendirilebilir. Kişinin zekâsı parmak izi gibi benzersizdir.

 Proje Yaklaşımı 

University of Alberta ve University of Illinois’de geliştirilen 'Proje Yaklaşımı', çocukların ilgi ve merak duydukları konuların öğretmen önderliğinde ve grup çalışmasıyla derinlemesine incelenmesidir. Proje çalışmalarında konu seçimi önemlidir. Konunun; çocukların merak ettikleri, halen var olan bilgilerinin üzerine yeni bilgiler ekleyebilecekleri, değişik gelişim alanlarında zengin deneyimler yaşayıp becerilerini geliştirebilecekleri nitelikte ve gerçek hayattan olması, bir projenin zevkli ve öğrenme açısından zengin olmasını sağlar.